DİJİTAL TELEVİZYON
YAYINLARININ (DVB)
BUGÜNKÜ DURUMU
Prof. Dr. Avni Morgül
Boğaziçi
Üniversitesi
Elektrik/Elektronik
Mühendisliği Bölümü
Öğretim
Üyesi
Dijital sistemlerin çok hızlı bir şekilde gelişmesi
ister istemez televizyon sisitemlerini de etkilemiş ve dijital televizyona
doğru hızlı bir geçiş başlamıştır. Dijital televizyon sistemlerinin çalışma
prensiplerini anlatmadan önce dijital
sistemlere kısa bir giriş yaparak, bu teknolojinin sağladığı yeni imkanlardan
bahsedilecek ve sistemin bugünkü ve yakın gelecekteki durumu incelenecektir.
“Dijital” terimi Avrupa dillerindeki “digital” teriminin okunuşu olup Türkçe karşılığı “Sayısal”dır.
Elektronik sistemler “analog” ve “sayısal” olmak üzere ikiye ayrılır. Analog
sistemlerde elektrik sinyalleri sürekli olarak değişir ve belli sınırlar içinde
her değeri alabilirler. Sayısal sistemlerde ise elektriksel sinyaller olduğu
gibi iletilmez. Bu sinyellerin yerine bunlara karşı düşen rakamlar iletilir.
Elektronik sistemlerde genel
olarak giriş ve çıkış sinyalleri “analog” yapıdadır. Bunların sayısal olarak
işlenebilmesi ve iletilebilmesi için “Analog/Sayısal Dönüştürücü” (Analog-to-Digital Converter, ADC) ve “Sayısal/Analog
Dönüştürücü” (Digital-to-Analog Converter, DAC) kullanılır.
Başlangıçta elektronik
devrelerin hemen hemen tamamı “analog” olarak gerçekleştiriliyordu. Fakat zaman
içinde “sayısal” devreler çoğalmaya ve analog devrelerin yerini almaya başladı.
Bu gün bütün elektronik sistemler sayısallaşmaya başlamıştır. Çünkü sayısal
elektronik devreler:
· · ·
Daha güvenilirdir.
· · ·
Devreler ve sistemler aynen tekrarlanabilir (Her benzer sistem tıpatıp
aynen çalışır).
· · ·
Sinyal kalitesi değişmez. Bu kalite istenildiği kadar iyi yapılabilir.
· · ·
Çok geniş çapta tümleştirilebilir.
· · ·
Gürültü ve dış etkilerden çok az etkilenir.
· · ·
Daha ucuzdur (Pek çok uygulamada).
· · ·
Kopyalama ve iletim sırasında bozulmaz. (İlk kopya ile yüzüncü kopyanın
kalitesi aynıdır)
·
·
·
TV ve bilgisayar sistemleri “Multimedia” adı altınde birleşerek tek bir
sisteme dönüşmektedir.
·
·
·
Dijital sinyal işleme teknikleri hızla gelişmektedir.
·
·
·
Geniş çaplı tümleşik devreler (VLSI:Very Large Scale Integrated
Circuits) halinde bütün sistemin tek bir kırmık (chip) olark imalata uyundur.
Sayısal elektronik sistemler 1950 yıllarında ilk tüplü
bilgisayarın icadı ile uygulanmaya başladı. Bune karşılık ilk elektronik kol
saatleri ve küçük, ucuz hesap makinelerinin piyasaya çıkması ancak 1970’li
yıllarda mümkün oldu. Bu tarihten sonra sayısal elektronik devreler ve
sistemler yavaş yavaş bütün alanlarda analog devrelerin yerini almaya başladı.
Artık sayısal devrelerin kullanılmadığı elektronik sistem yok denilecek kadar
azalmıştır.
Bugün herkesin kullandığı dijital ses-görüntü sistemleri içinde
CD(Compact Disc), DAT(Digital Audio Tape), VCD(Video CD), DVD(Digital Video
Disc) sayılabilir. Dijital TV kameraları, Fotoğraf makinaları, Digital radyo ve
televizyon yayınları ise çok yakında tamamen dijital hale dönüşecek gibi
görünmektedir.
Radyo ve TV yayınları “karasal”, “uydu” ve “kablo” olmak üzere üç
kanaldan yapılmaktadır. Dijital yayınlar da aynı ortamları kullanmakla birlikte
bunlara ek olarak “internet” kanalı ile de yayınlanabilmektedir.
Dijital yayınlar ilk olarak 1994 yılında uydu yayını olarak başladı.
Bugün uydu yayınlarının büyük çoğunluğu dijital olarak yapılmaktadır. Analog
uydu yayınları halen devam etmekle beraber bir-iki yıl içinde tamamen dijital
yayına dönüşecektir.
Kablo yayınları da halen hem analog hem de dijital olarak yapılmaktadır.
Karasal yayınlarda analaog yayınlar devam etmakle beraber çeşitli
ülkelerde analog yayınla birlikte dijital yayınlar da başlamış bulunmaktadır.
İngiltere, Finlandiya, , İsveç, İspanya, A.B.D. 2000 yılında dijital yayınlara başlamış
olan ülkelerdendir. Belçika, Danimarka,
Almanya, İrlanda, Norveç, Avustralya, Rusya 2001 yılı içinde,
Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Yunanistan, Macaristan, Litvanya,
Ukrayna, Kanada gelecek yıl yayınlara başlayacaktır. Diğer ülkeler de bir-iki
yıl içinde dijital yayınlara başlayacaktır. Analog yayınlar zaman içinda
azaltılarak en geç 2010 yılında tamamen kaldırılacaktır.
![]()
Analog işaretlerin Sayısal’a dönüştürülmesi, örnekleme, basamaklama ve
kodlama olmak üzere üç aşamada yapılır.
Şekil 1. Analog/Sayısal
Dönüştürücünün iç yapısı
Analog sinyaller zaman ve
genlik olarak sürekli sinyallerdir.
Bunları sayısallaştırabilmek için önce belli aralıklarda örnekler alınması
gerekir. Örnekleme sıklığı sayısallaştırılmak istenen sinyalde bulunan en
yüksek frekans bileşeninin en az iki katı olmalıdır. Aksi halde spektrum örtüşmesi (aliasing) yüzünden bozulmalar meydana
gelir ve orijinal sinyal tekrar elde edilemez.
![]()
![]()
![]()

Şekil 2. Analog işaretin
sayısala dönüştürülmesi
Alınan örneklerin genlikleri
herhangi bir değerde olabilir. Buna karşılık işaretin sayısala çevrilebilmesi
için kullanılacak seviye sayısının sınırlı olması gerekir. Bu sayı, her bir
örnek için kullanılacak kod uzunluğu ya da bit sayısı tarafından belirlenir.
Örnek olarak 8-bit’lik bir kodlama yapılacaksa 256 seviye, 3-bit’lik bir
kodlama yapılacaksa sadece 8 seviye kullanılabilir. Seviye veya basamak
sayısının artması alıcı tarafta sayısal/analog dönüştürücü çıkışında elde edilecek
sinyalin kalitesini belirler. Daha iyi kalite için daha çok bit ve daha çok
basamak kullanmak gerekir.
Örnek olarak 0-1V arası
değişen bir sinyali 3-bitlik bir kodlama ile sayısallaştırmak istiyorsak
basamak sayısı 8, aralık sayısı ise 8 -1=7 dir. 1 volt 7 aralığa bölünürse iki
basamak arası 0,143V olur. Basamak sayısı belli olduktan sonra her basamağa
karşı düşen bir kod oluşturulur. Bu, genelde, basamak numarasının ikili sayı
sistemindeki karşılığıdır.
Tablo 1. Analog
işaretin sayısala dönüştürülmesi
|
Gerilim (V) |
0 |
0,143 |
0,286 |
0,429 |
0,571 |
0,714 |
0,857 |
1,00 |
|
Basamak |
0 |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
7 |
|
Kod |
000 |
001 |
010 |
011 |
100 |
101 |
110 |
111 |
İletilenSinyal
Kodlama işlemini gerçekleştirmek için alınan örneğin genliğine bakılır.
Bu genliğe en yakın basamak hangisi ise o basamağın kodu gönderilir. 3.
örnekteki sinyal genliği 0.82 volt olsun. Bu değere en yakın basamak 0,857V
seviyesine karşı düşen 6. basamak olduğundan onun kodu olan 110 kodu çıkışa iletilir.
Alıcıda ters işlem yapılır. Önce, seri olarak gelen bit dizileri ikili
sayıya dönüştürülür. Bu sayı bir sayısal/analog dönüştürücü yardımı ile gerilime
çevrilir. Elde edilen basamaklı gerilim süzülerek analog işaret tekrar elde
edilir.
Video işaretinin sayısal olarak işlenmesi için önce resim çerçevesi
herbiri 16x16 benek (piksel) büyüklüğünde olan ve “Makroblok” adı verilen parçalara bölünür. Her makroblok önce kendi
içinde kodlanır. Bu kodlama işlemine her noktanın aydınlık ve renk bilgileri
sayısallaştırılarak başlanır. Standart televizyon görüntülerinin sayısallaştırılmasında
13.5 MHz örnekleme hızı ve örnek başına 8 bit (256 gri seviyesi) kullanılır.
Bir satırda 720 örnek alınır. Değişik standartlarda değişik örnekleme biçimleri
kullanılmaktadır. Bunlar
1.
1. 1. 1.
4:4:4 (4 Y, 4Cr ,
4Cb; renk ve aydınlık ayni şekilde örneklenir)
2.
2. 2. 2.
4:2:2 (4 Y, 2Cr ,
2Cb; sadece yatay doğrultuda seyrekleme yapılır)
3.
3. 3. 3.
4:2:0 (4 Y, 1Cr ,
1Cb; her iki doğrultuda seyrekleme yapılır)
burada
Y =
0,299R + 0,587G + 0,114B aydınlık işareti
Cb
= 0,564 (B-Y) mavi renk fark işareti
Cr
= 0,713 (R-Y) kırmızı renk fark işareti

Şekil 3. Aydınlık ve renk işareti örnekleme çeşitleri
Standart PAL kalitesinde bir görüntü için 13MHz civarında örnekleme
hızları ve renkli resim için örnek başına 24 bit’lik kodlama gerekir. Bu
durumda PCM olarak kodlanan bir görüntünün iletilmesi için gerekli veri hızı
13x24=312Mb/s olacaktır.
Görüldüğü gibi standart bir resim için bile veri hızı saniyede 300MB
(300 milyon bit) ‘in üzerine çıkmaktadır. Yüksek Ayırıcılı Televizyon
sistemlerinde (HDTV) ise veri hızı 1GB/s’den fazla olacaktır. Bu kadar yüksek
bir veri hızında TV işaretlerinin iletilmesi ve saklanması pratik olarak
uygulanabilir değildir. Bu durumda yapılacak tek iş sayısallaştırılmış işaretin
özel tekniklerle sıkıştırılarak veri hızının
makul seviyelere çekilmesidir. Standart TV için 3-8MB/s , HDTV için
18-20MB/s gibi makul hızlara inebilmek için 100:1, 50:1 gibi oranlarda bir
sıkıştırmaya gerek vardır.
Görüntü
sıkıştırma yöntemleri üç ana esasa dayanır:
1.
1. 1. 1.
Görüntüdeki uzaysal ilişkilerden yararlanılarak gereksiz bilgilerin atılması,
2.
2. 2. 2.
Görüntüdeki zamansal
ilişkilerden yararlanılarak gereksiz tekrarların atılması,
3.
3. 3. 3.
İnsan gözünün ayırd edemeyeceği detayların atılması.
Sabit
resimlerde uzaysal benzerlikler, hareketli resimlerde ise hem uzaysal (Resim
içi) hemde zaman içindeki (Resimler arası) benzerlikler kullanılarak büyük
sıkıştırmalar yapılabilir. Sabit resimlerde 10:1 ile 50:1, hareketli
görüntülerde ise 50:1 ila 200:1 oranlarında bir sıkıştırma yapılabilmektedir.
Ancak, bu kadar yüksek sıkıştırmalar için görüntü kalitesinde az da olsa bir
kayıp sözkonusudur.
Sıkıştırmada insan gözünün fizyolojik özellikleri de kullanır. Gözün
renk işareti için ayırıcılığı aydınlık işaretine oranla daha azdır. Yani net
siyah/beyaz bir görüntünün üzerine bulanaık bir renk konulursa toplam resim
renkli ve net olarak görünür. Buna dayanarak aydınlık işareti (luminance)
720480 benek (piksel) renk işareti ise sadece 360240 benek olarak taranır.
Ayrıca renk bilgisi daha az bit sayısı ile tanımlanabilir. Sonuç olarak renk
için gerekli toplam bit sayısı aydınlık işareti için gerekli olandan çok daha
az yapılabilir.
İnsan gözü görüntüdeki ince detaylara veya yüksek uzamsal frekanslı
enerjilerdeki seviye değişikliklerine daha az duyarlıdır. Buna bağlı olarak
resimdeki ince ayrıntılar daha az sayıda bitle kodlanabilir.
Bütün bu özellikler kullanılarak yapılan kodlamalarla 100:1 gibi çok
yüksek sıkıştırma oranlarında bile orijinal görüntüye çok yakın görüntüler elde
edilebilmektedir.
Sayısal görüntü sıkıştırmada kullanılan değişik standardlar
kullanılmaktadır. Bunlar:
·
·
·
JPEG: Hareketsiz resimleri
sıkıştırmak için kullanılır.
·
·
·
CCIR-601 FORMATI ( D1 FORMATI )
1982’de kabul edilen ilk standarttır. Sadece çok düşük ayırıcılığıngerektiği
videofon, telekonferans, izleme sistemleri gibi yerlerde kullanılır.
·
·
·
MPEG1: Düşük ayırıcılığı olan uygulamalarda (VCD, multimedia gibi)
kullanılmaktadır. Enyüksek veri hızı 1.8 MB/s ile sınırlıdır.
·
·
·
MPEG-2: Yüksek kaliteli görüntü verebilen bir standarttır. Veri hızı
2-20MB/s arası değişebilir. TV yayınlarında bu sıkıştırma standardı
kullanılmaktadır.
Tablo 2.
|
Profil |
algoritmalar |
örnekleme |
|
Yüksek Profil (High Profile) |
SNR ve Uzamsal ölçeklemeli 3 katman |
4:2:2 |
|
Uzamsal Ölçekleme (Spatially Scaleable Profile) |
SNR ve Uzamsal ölçeklemeli 2 katman |
4:0:0 |
|
SNR Ölçekleme (SNR scaleable Profile) |
SNR ölçeklemeli 2 katman |
4:2:0 |
|
Ana Profil (Main Profile) |
Ölçeklemesiz , geçmeli tarama, B-tipi çerçeve öngörü modu |
4:2:0 |
|
Basit Profil (Simple Profile) |
B-tipi çerçeve öngörü modu dışında ana profil’le ayni |
4:2:0 |
MPEG-2 standardının 5 değişik profili ve her profilin ana (main level)
ve düşük (low level) olmak üzere iki seviyesi bulunmaktadır. Normal Tv yayınlarında
“Ana Profil/Ana Seviye”, HDTV yayınlarında ise “Yüksek Profil/Ana Seviye”
kullanılır.
Elde edilen
kodlanmış sayısal işaretin kablo veya uzaydan iletilmesi için bir sayısal
kipleme (modülasyon) işlemine tabi tutulması gerekir. Bu iş için her tür
sayısal kipleme kullanılabilirse de sayısal TV yayını için aşağıdaki kiplemeler
standart olarak kabul edilmiştir.
DVB-T: Karasal yayınlar için
COFDM (Coded Orthogonal Frequency
Division Modulation: Kodlu Dikgen Frekans Bölümlemeli Kipleme)
DVB-S: Uydu yayınları için QPSK (Quadrature Phase Shift Keying:
Dikgen Faz Ötelemeli Anahtarlama)
DVB-C: Kablo yayınları için QAM (Quadrature Amplitude Modulation:
Dikgen Genlik Kiplemesi)
A.B.D.de yerel yayınlar için COFDM yerine Tek yan bandı kısmen bastırılmış
bir genlik kiplemesinin (Bugün analog yayınlar için kullanılan kipleme)
sayısala uyarlanmış şekli olan 8-seviyeli
VSB (Vestigial Side Band: Kuyruklu Yan Band) kiplemesi tercih edilmiştir.
Amerikan standardında VSB kiplemesi trellis kodlaması ve Reed-Solomon titpi
hata kodlaması ile birlikte kullanılmaktadır.
Bütün standardlarda görüntü sıkıştırma yöntemi olarak MPEG-2
kullanılmaktadır. Avrupadaki sayısal TV yayınlarında DVB standardının (ISO/IEC
1318, ITU-R601) üç değişik kipleme biçimi kullanılmaktadır.
Böylece dünyada tek bir TV yayın standardına geçmek
için ele geçen altın bir fırsat daha heba edilmiştir.
Transport dizisi![]()
Şekil 4. Sayısal TV işaretlerinin paketlenerek
yayınlanması
Sayısal TV işaretlerinin yayınlanması
için sayısal ses ve görüntüye ait verilerin önce paketler haline getirilmesi,
sonra bu paketlerin harmanlanarak birleştirilmesi (zaman çoğullaması) ve tek
bir bit-dizisi haline getirilmesi gerekir. Bu dizi kullanılacak yayın
standardına uygun bir şekilde kiplenerek yayına verilir.
MPEG görüntü ve ses kodlayıcısından ayrı ayrı gelen paketler ardarda
eklenerek transport katmanı oluşturulur. Ses ve görüntü paketlerinin sayıları
ve uzunlukları eşit değildir. Hangi paketin hangi bilgiyi taşıdığı başındaki
“Paket Başlığı” kısmına bakılarak anlaşılır.
Çoğu zaman sayısal TV yayın şirketleri birden fazla TV yayınını ayni
“yayın paketi” içinde gönderirler. Bu durumda sadece bir takım ses ve görüntü
işaretleri değil, birden fazla stüdyodan gelen işaretlerin birleştirilmesi
gerekir.
Transport paketlerinde ses ve görüntü bilgileri dışında diğer yardımcı
bigileri (Program bilgileri, alt yazılar v.s.) de iletmek gerekir. Ayrıca bu
sayısal bilgileri iletim sırasında meydana gelebilecek bozulmalardan korumak için
“Hata Bulma va Düzeltme Kodlaması” gerekir. Hata düzeltmesi, her paket için
belli sayıda bit eklenerek sağlanır. Eklenen bit sayısı ne kadar çok olursa o
orandaki bozulmuş veri bitleri düzeltilebilir.
Dünyada
kullanılmakta olan milyonlarca TV alıcısını kısa bir süre içinde değişrtirmek
mümkün olmadığından ilk aşamada bu cihazları değiştirmek yerine mevcut analog
alıcılarla dijital yayınları almak için “Set Üstü Cihaz (Set-Top-Box)” adı
verilen üniteler geliştirilmiştir. Bu üniteler dijital yayın işaretlerini
alarak analog hale getirir ve normal TV alıcısına verir.
Set Üstü Cihazda antenden gelen
kiplenmiş işaret önce “Tuner/Kipçözücü” blokundan geçirilerek MPEG-2 veri
dizisi elde edilir. İstenirse bu noktada şifre çözme devresi kullanılarak
şifreli yayınların izlenmesi sağlanır. Elde edilen dizi MPEG kodçözücüye
uygulanarak sayısal ses ve görüntü işareti elde edilir. Elde edilen sayısal ses
bir sayısal-analog önüştürücü (Audio DAC) yardımı ile analog iki veya beş
kanallı sese dönüştürülür.
Şekil 5. Set
Üstü Cihazı ile sayısal yayınların alınması
Sayısal görüntü işaretinin üzerine
menü yazıları (OSD) ve diğer istenen ek görüntüler eklenerek istenirse bir
video kodlayıcıdan geçirilir ve PAL veya NTSC standardında bileşik video işareti
elde edilir. Çıkan işaret sayısal-analog dönüştürücüden (Video DAC) geçirilerek
analog görüntü işareti elde edilir. İstenirse analog ses ve görüntü işaretleri
yeniden kiplenerek VHF veya UHF bandında standart TV sinyali haline getirilerek
TV alıcısının anten girişine uygulanabilir. Ama daha kaliteli bir görüntü elde
etmek için anten girişi yerine varsa televizyonun A/V veya SCART girişini
kullanmak gerekir.
Set-üstü-cihazın içinde bu
fonksiyonları kontrol eden, sinyalleri birbirinden ayıran ve MPEG kodçözme
işlemini kontrol altında tutan çok güçlü bir mikroişlemciye gerek vardır. Bu
işlemci aynı zamanda cihazın dış dünya ile olan iletişimini sağlar.
Şekil 6. Setüstü cihazı blok şeması
“Tuner” yüksek frekanslı işaretleri
süzer ve frekansını düşürür. Bu devrenin çıkışında alçak frekanslı kiplenmiş
sayısal işaretler vardır. Genelde dikgen (Quadrature) kipleme kullanıldığı için
I ve Q olmak üzere iki çıkışı vardır. Bu iki çıkış daha sonra gelen
Kipçözücü (Demodulator) devresine verilir. Bu blokun tamamı “Digital Tuner” adı
altında tek bir kutu olarak satılmaktadır.
Şekil-9.11 Sayısal TV
set-üstü cihazın içyapısı
Set-Üstü-Cihazın en önemli kısmı
ayırıcı ve MPEG kodçözücü kısmıdır. Kipçözücüden gelen çoğullanmış paketlerin
ayıklanarak her paketin hangi programa ve programın hangi kısmına (ses veya
görüntü) ait olduğu tesbit edilerek ayıklanması gerekir. Bu ayıklama işi sinyal
gelir gelmez anında yapılmalıdır. Bunun için çok hızlı ve güçlü bir
mikroişlemci ve bir tampon bellek DRAM (Dynamic Random Access Memory) veya
SDRAM (Synchronous DRAM) gereklidir. Gerçek zamanlı bir işletim sistemi altında
çalışan en az 32-bit’lik mikroişlemcinin en önemli işi bu paketleri tanıyıp
ayıklamaktır.
Belli bir programa ait görüntü ve
ses paketleri ayıklanarak görüntü paketleri Video Kodçözücüsüne (Video
Decoder), ses paketleri ise Ses Kodçözücüsüne (Audio Decoder) iletilir. MPEG-2
(veya ses için AC-3) çözücü devresi gelen MPEG bitlerini kullanark sayısal
görüntü işaretini ve sayısal ses işaretini oluşturur. Bu işaretler bir
sayısal/analog dönüştürücü (DAC) ile analog işaretlere dönüştürülür.
Sonraki çözümlerde ayırıcı, şifre
çözücü ve 32-bit mikroişlemci tümleştirilerek tek bir tümdevre halinde imal
edilmeye başlanmıştır. Ayni anda MPEG-2 resim ve ses çözücü, OSD, Grafik ,
PAL/NTSC Kodlayıcı ve Video DAC devresi tümleştirilerek tektaş tümdevre haline
getirilmiştir.
Son olarak her iki tümdevre
birleştirilerek bütün devre tek bir tümdevreye indirgenmiştir. Böylece DRAM
bellek devreleri dışındaki bütün devreler tümleştirilmiştir.
Resim içinde resim gösterme (PIP),
2 ve 3 boyutlu canlandırma ve benzer multimedya fonsiyonlarının tümleştirilmesi
için mikroişlemcinin de güçlendirilmesi ve 64-bit’lik işlemcilere geçilmesi
gerekmiştir.
Sayısal/Analog çeviricilerin
çıkışları kuvvetlendirilerek resim tübüne (veya başka tip bir gösterme
elemanına), ses çıkışı da hoparlöre verilir.

Şekil 10. Dijital alıcı yazılımı
Dijital alıcıların en zor kısmı yazılım kısmıdır.
İstasyon bulma, kanal programlama, ses ve görüntü bileşenlerinin tanınarak
ayıklanması ve buna benzer daha pek çok işlem yazılım tarafından
gerçekleştirilmektedir. Yazılım üç kısımdan oluşmaktadır:
1.
1.
1. 1.
Alıcı imalatçısı tarafından yazılması gereken “Uygulama Yazılımı”.
2.
2.
2. 2.
Kısman alıcı imalatçısı kısmen de Tümdevre imalatçısı tarafından yazılan
“Uygulama Yazılım Arayüzü”.
3.
3.
3. 3.
Tümdevre imalatçısı tarafından verilen veya yazılım evlerinden satın
alınan “Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi”
4.
4.
4. 4.
Tümdevre imalatçısı tarafından yazılan “Sürücü” yazılımları.
Bugün dijital televizyon yayın
sistemleri ve dijital televizyon alıcıları (Set Üstü Cihazı halinde)
artık olgunluk çağına ulaşmıştır. Bu iş
için gerekli tümdevreler, tüner devreleri ve diğer elemanlar çeşitli firmalar
tarafından üretilmekte ve kolayca bulunabilmektedir. Tüner + Tek tümdevre +
hafıza ve birkaç yardımcı devre ile bir alıcı yapılabilmektedir Gerekli
yazılımlar imalatçı şirketler tarafından yazılabileceği gibi hazır olarak da
satın alınabilmaktadir. Devrelerin kalitesini ve işlevlerini arttırmak ve
maliyati düşürmek için hala yapılabilecek pek çok iyileştirmeler vardır.
Nitekim dijital alıcı fiyatları hızla düşmektedir. İki yıl önce 500 A.B.D.
Doları civarında olan uydu alıcıları bugün 100 A.B.D. Doları’nın altına
düşmüştür. “Daha ucuz ve daha iyi”yi
yapma çabaları devam etmektedir.
Uydu
yayınlarında dijital yayın sayısı analog yayınların çok üstüne çıkmıştır. Bir-iki
yıl içinde analog uydu yayınları tamamen sona erecek gibi görünmektedir. Pek
çok ülkede karasal yayınlar başlamıştır geri kalanlarda da bir-iki yıl içinde
başlayacaktır. En geç 2010 yılına kadar analog yayınların tamamen sona ermesi
planlanmaktadır.
1.
1.
1.
1.
Barry Fox - Digital TV Rollout, IEEE Spectrum, pp:
65-67, Feb. 2001
2.
2.
2.
2.
Hazy Laszlo, Introduction to OFDM,
http://www.sce.carleton.ca/, 13.7.1999
3.
3.
3.
3.
Peter Noll - MPEG Audio Coding, IEEE Signal
Processing Magazine, pp:59-81, Sept. 1997
4.
4.
4.
4.
Steve Vernon - Design and Implementation of AC-3 Coders,
IEEE Tr. Consumer Electronics, Vol.41, No.3, Aug. 1995
5.
5.
5.
5.
Thomas Sikora - MPEG digital Video Coding Standards,
IEEE Signal Processing Magazine, pp:82-100, Sept. 1997
6.
6.
6.
6.
Avni Morgül, Adnan
Ataman - Televizyon Tekniği, Boğaziçi
Üniversitesi yayınları, YN:610, İstanbul, 1997
7.
7.
7.
7.
Avni Morgül - Ortak Anten, Uydu ve Kablo TV Sistemleri,
Yenikarar Matbaası, İstanbul, 1993
8.
8.
8.
8.
Hervé Benoit - Digital Television MPEG-1, MPEG-2 and
principles of the DVB system, John Wiley & Sons Inc (Arnold), New York,
1997